İyi ki varsın "insan"
Güncelleme tarihi: 25 Mar

Gruplardan fotoğraflar geliyor, kadın çalışanlarımız için şöyle bir kutu hazırladık. Mesajı gönderenin adına bakıyorum yine kadın bir arkadaşım :) Kadınlar kadınlara hediye organize ediyor, kendisi de bir kadın ama o hala diğer kadınları düşünüyor ve “işini severek” yapıyor. Hediyeleşmek çok güzel, varlığının kutlanması çok güzel ancak artık ayrıştırarak kutlanan günler beni daha çok düşündürüyor. Sadece emekçi insanlar olarak kutlasak varlığımızı.. Görevi başında kaybettiğimiz canları karanfille ansak sadece.
Erkek emekçi arkadaşlarım bizim böyle bir günümüz yok biz de hediye istiyoruz diyor, haklısın yok ama sizde de şu birazdan bahsedeceğim durumlar yok ve inanın size de olmasını istemiyorum.
Kadın adaylara özel hayatına dair mahrem sorular mahremlikten çıkmış, herkesin bırakın arkasından “acaba çocuk yapar mı” diye düşünmesini, yüzüne karşı biyolojik üreme döngüsü, evlilik süresi gibi konular nasılsınız der gibi sorulabilir olmuş. (belki içinden ne var bunda diyorsundur o halde lütfen devamını okuma :) )
- İyi ki varsınız diyerek 8 Martta gönülleri hoş tutmaya çalışan bir işveren, bütün yıl işe alımda kadın aday yerine erkek aday seçiyor.
- Bazen kadınlar dahi karar verici yetkiye sahip olsa bile, erkek aday isteyenlere “bir dakika ben öyle düşünmüyorum” denilmiyor.
-Ekipte kadın sayısı fazla olursa burası da fazla kadın oldu, kadınlar duygusal davranıyor cümleleri kullanılıyor.
-Kanunen babalık izni çok az, işveren olarak yan hak çıkaralım fikri hiç cazip gelmiyor.
-Kadın liderlerden kadınları zora düşüren davranışlar var.. lider farkında değil, çünkü o buraya kolay gelmedi o onun rakibi, kadro yoktu kaç kişiyle savaşması gerekti, ben çektim onlar da çeksin diyor en altta bir ses.. Ya da ben çektim o çekmesin diyerek kolluyor onu. Kendisi bu sesleri farkında bile değil bazen çünkü bu ses normalleştirilmiş artık, onun suçu değil bu etrafın cinsiyet baskısı.
-Kadınlar arasında yaygınlaşan eleştirel durumların alt sebeplerinden biri belki de karşı cinsten eleştiri gelmeden ben yapayım da hemcinsimi koruyayım düşüncesidir, ancak farkında değiliz ki eleştirerek korumaya çalışıyoruz.
Bahsettiklerimi genellemek değil niyetim zaten bence bunlar bizim ülkemizde de yaşanmıyordur :)
Beynimizin otomatik davranışlarını bilmeyen yoktur, beyin güvenli görünen bildiği yolu seçer tabi ki güvenliliğinden doğruluğundan değil, bildiği için. Dolayısı ile ilk akla gelen işe alım sürecinde erkek aday olsun, terfide erkek olsun, projede erkek olsun.
Hadi gelin artık bilmediğimiz yolu seçelim de “insanlık hallerini” beraber aşalım.
Çünkü iş hayatında sadece kadınların karşılaştığı sorunlar yok, önyargısız işe aldığınız erkeklerin de belki anne babasıyla ilgilenmesi gerekebilir, kendisi/eşi ile ilgili uzun süreli sağlık sorunu çıkabilir. Çocuğunun annesi olmayabilir.. Zorlu deneyim örneklerini çoğaltmak istemem ancak olabilir insan çünkü..
Kadınları, çocukları korumaya çalışmaktan, hakkıyla “varlık” statüsünün yaşanmamasını görmekten yoruldum o yüzden yazıyorum bu satırları. Sahi sen de yorulmadın mı? Çabasız olmalı bu durumlar.. Hiçbir ağaç diğerlerine varlığını kanıtlamaya çalışmıyor, biliyorlar ki hepsi bir bütünün parçası.
Biz kadınlar elimize fırsat geçtikçe ne yapıyoruz biliyor musunuz, kadın üreticilere, çocuklara, sağlık vakıflarına koşuyoruz.
Yine koşalım ama birlik hissiyatıyla koşalım, zorundalıktan değil. İnanın ikisi arasında dünya kadar fark var.
Birlikte düşünelim artık, tek başına her şeyi düşünmek zorunda olmak, karşımdakinin düşüncelerini okumaya çalışmak, gol yememeye çalışmak o kadar yorucu ki..
Konuya yeterince aynı yerden bakıp kısır döngüde kaldığımızı düşünüyorum. Artık farklı bir yerden bakmanın zamanı gelmedi mi sizce de? Bakın aşağıdaki soruların cinsiyeti yok.
-Atatürk'ün bayram hediye ettiği bu çocuklar sadece ailesinin çocuğu mu, işveren ve toplum açısından biz nasıl katkı sağlayabiliriz?
-Ben işveren olarak bir çalışanımın yokluğundan iş yükü açısından niye bu kadar etkileniyorum, norm kadro yedekleme ve görev dağılımı konusunda neyi farklı yapmam gerekiyor?
-Çalışanların kendini özgürce var hissetmesiyle; ülkem ve dünya için neler yapabiliriz?
Yüksek performanslı takımların diğer takımlardan farkı “biz zekası”nın kullanmasıdır. Artık lütfen organizasyonun dallarını takım olarak görmenin dışında, şirketleri de aile değil “takım” olarak görelim.
Sonraki basamakları ülkemiz ve evrenin içindeki takımdaşlığımız, büyük resmi her daim hatırlayalım. Biz zekasında ne cinsiyet, ne bireysellik var, sadece bütünlük var.
Hep beraber “Biz zekasının” keyfini çıkaralım, konforunu yaşayalım :)
Cinsiyet konularına harcadığımız enerjiyi biz olmak için kullansak neler değişir?
Biz zekasıyla baktığımızda ilk neyi değiştirmek istersiniz?




Yorumlar